Her ne kadar Pardus yerel bir işletim sistemi olmasa da -çünkü çekirdeği Linux- fakat bir yerden başlamak da lazım. İşletim sistemi yazmak çok zor bir şey fakat imkansız bir şey de değil. Özellikle spesifik işler için kullanılacak donanımlarda özel işletim sistemi çalıştırılması tavsiye ediliyor. Bununla alakalı Amerika’nın yaşadığı bir tecrübe var. Amerika’nın en büyük uçak gemilerinden birisinin sisteminde Windows NT işletim sistemi kullanan sunucular, bir saldırıdan kaynaklı devre dışı kalıyor ve o devasa demir yığını gemi iki gün boyunca suda hareketsiz kalıyor. Bu olay sonrasında şöyle dediler: “Biz internette web sayfalarını yayınlamak için kullanılan bir sistemi gemiyi yönetmek için kullanmaya çalıştık, hatayı burada yaptık. Yani işletim sisteminde bir hata yok.

Network olsunlar, dosya paylaşsınlar diye dizayn edilmiş bu işletim sistemiyle uçak gemisi yürütmeye çalıştık, aslında hata bizde. Bizim uçak gemisini yönetecek bir işletim sistemine ihtiyacımız var’ dediler. Bu yaklaşım aslında doğru olan yaklaşımdır. Yoksa “Windows kötüdür, Linux iyidir” yaklaşımından ziyade kritik yerlerde kullanılacak işletim sistemleri ya da yazılımların sisteme özel yazılması istenen bir durumdur. Mesela Microsoft, birtakım devletlerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde Windows’un kaynak ldlannı bu devletlerle paylaşıyor. Yani Microsoft kimseyle hiçbir bilgi paylaşmıyor, diye bir şey yok. Amerika menşeili bir yazılım firması, dolayısıyla arka planda bir sürü açık vardır, istediği zaman Amerika’dan binleri erişiyordur vs. bu çok rijit bir söylem olur.

Çünkü biliyoruz ki Microsoft’un devletlerle yaptığı anlaşmalar var ve kaynak kodlarını devletlere veriyor. “Eğer benim işletim sistemimin kaynak kodlarına güvenmiyorsanız, buyurun anlaşma çerçevesinde kaynak kodları siz de analiz edin. Eğer burada bir arka kapı varsa buyurun siz de kendi uzmanlarınıza inceletin ve arka kapı varsa çıkartın’ diyor.